Hz Mevlana'nın Yedi
Öğüdü;
1. Cömertlik ve Yardım Etmede Akarsu
Gibi Ol
Burada ele alacağımız, Mevlana"nın
yedi öğüdünden ilki cömertlik ile ilgili olandır. Cömertlik sözlükte; “Para ve
malını esirgemeden veren, eli açık, selek, semih, ahi,
bonkör” olarak tarif
edilmektedir.
Cömertlik insanın, sahip olduğu imkânlardan, muhtaçlara meşrû ölçüler dahilinde, ve
Allah rızasından başka hiç bir gaye gütmeden, ihsan ve yardımda bulunmasını
sağlayan üstün bir ahlâk kuralıdır. Tüm kutsal dinlerde emredilen sabır,
fedakarlık, cömertlik gibi duygular hayatın acı ve ızdırablarını hafifleten,
yaşam gücünü besleyen motive edici güçler olarak kişiyi psikolojik olarak
koruyabilmektir ve bireyde
mesuliyet duygusunu geliştirerek şahsiyet bütünlüğü sağlanmasına yol
açmaktadır.
Cömertlik Kur"an ve
Peygamber tarafından övüldüğü gibi pek çok düşünce insanı tarafından da taktir
edilen bir davranıştır. İslam dini zekat ibadeti ile insanın manevi dünya ile
irtibatını kesen ve onu en çok gaflete düşüren önemli faktörlerden birisi olan
mal-biriktirme sevdasını disipline ederek, inanan insanın Kutsal ile kesintisiz
irtibatını sağlamış olur.
Cömertlik duygusu insanları,
muhtaç olanlara vermeye, ihsanda bulunmaya sevkeder. Bu duyguya sahip olan kişi,
hem bireysel anlamda gerçek mutluluğa ulaşır hem de toplumsal alanda lüzumlu
olan her konuda ihtiyaç sahiplerine yardım edebilme hasletine sahip olur.
Aşağıdaki gerçek yaşamdan alınmış anektot bunun açık bir şekilde ortaya
koymaktadır:
“Özel okulda okuyan
bir öğrenci mutsuzluktan şikayet ediyordu. Mutlu değil misin? Hiç mutlu olduğun
bir anın yok mu? Veya mutlu olmak için ne yapıyorsun? diye sorulduğunda, mutlu
olmak için, canım sıkıldığında bazen gider bir simit alır ve o simidi sokak
çocukları diye ifade edilen çocuklarla paylaşır, onlarla sohbet ederim. Ve o
zaman çok mutlu olurum. Bir başka dünya, bir başka ruh haline bürünürüm, dedi.”
İşte mutluluk vermektir. Verirsen mutlu olursun. Karşı tarafa tebessüm
verirseniz, güler yüz verirseniz, iyi niyet verirseniz, yüreğinizden gelen
sevgiyi verirseniz onlar da size verecek ve mutlu olacaksınız
Cömertliğin zıttı cimrilik tutum
içgüdüsünün bir bozulmasıdır ve sözlükte; “Elindeki parayı
harcamaya kıyamayan, bitli, eli sıkı, ekti, hasis, kısmık, kibritçi, mıhsıçtı,
nekes, pinti, sıkı, varyemez.” şeklinde tarif edilmektedir.
Cömertliğin zıttına cimrilik istenmeyen bir kişilik özelliğidir ve Kur"an, Hadis
ve pek çok düşünce insanı tarafından yerilen bir davranıştır.
Laurance Bold"un dediği gibi; Para
bize yaşamımızdaki bazı şeyleri daha dolu olarak değerlendirecek zamanı
verebilir. Ancak bunu yapmak için gereken saf ruhu ve merakı vermez. Para, bize
yeteneklerimizi geliştirecek zamanı verebilir ancak bunu yapacak cesareti ve
disiplini veremez. Para bize ilişkilerimizi geliştirecek ve beslemek için zaman
verebilir; ancak bunu yapmak için gerekli sevgi ve özeni veremez. Para bizi
kolaylıkla bıkkın, korkak, bencil ve yalnız biri haline getirebilir. Kısacası
para kendisini ne için istediğimize ve onunla ne yapacağımıza bağlı olarak bize,
özgürleşmemizde yada köleleşmemizde yardım edebilir. Bu açıdan Harge"in şu sözü
manidardır: “Zenginlik, kendisine sahip olana ya hizmet eder ya da
hükmeder.”
Ünlü psikolog Alfred Adler ise, cimrilik
konusunda şöyle der: “Hasetle yakın bir akrabalığı bulunan, çokluk buna bağlı
olarak görülen bir karakter özelliği de cimriliktir. Cimrilik deyince yalnız
para toplayıp biriktirmekten oluşan dar anlamda bir cimriliği değil, genel
anlamda bir cimriliği anlıyoruz. Böyle bir cimriliğin de başlıca dışavurum
biçimi, cimri kimsenin başka birini sevindirmeye bir türlü yanaşmaması, yani
tümüyle topluma ya da toplumun bireylerine karşı yakınlık göstermekte cimriliğe
kaçması, çevresine bir duvar örerek kendisine ait sözde o değerli hazineleri
güven altına almak istemesidir. Buradan da cimriliğin, bir yandan aç gözlülük ve
kendini beğenmişlik, öte yandan da hasetle yakından ilişkili olduğu kolaylıkla
görülür. Bütün bu saydığımız karakter özelliklerinin bir insanda aynı zamanda
var olacağını söylersek, pek aşırılığa kaçmış sayılmayız. Dolayısıyla, ilgili
özelliklerden birini bir insanda saptayan kimse aynı insanda sözü geçen karakter
özelliklerinin de varlığını ileri sürüyorsa, bunu asla bir kehanet gibi
karşılamamak gerekir.”
Cömertlik ferdin kendisiyle barışık
olmasını, kendisine güven duymasını ve topluma güven telkin ettiği için
hoşgörülürken, cimrilik hem ferde hem de topluma pek çok zararı dokunduğu,
kişinin kendisine ve topluma olan güvenini zedelediği için bu şekilde çeşitli
kültürlerde yerilmiş, hatta çeşitli roman ve tiyatrolara konu
olmuştur.
Olumsuz bir kişilik özelliği olan
cimrilik aslında kişinin topluma karşı
duyduğu güvensizliğin bir yansımasıdır. Kişi başına bir hal geldiğinde kimsenin
kendisine yardım etmeyeceğini, kendisinin tek dostunun yine kendisi olduğuna
inanarak parasına kıyamamakta ve onu biriktirmektedir.
Herhangi bir biçimde ödüllendirilme
beklentisi (belki iyi bir şey yapmış olmanın verdiği duygu dışında) olmaksızın
bir başkasına yardım etmek olan özgeci davranış (yardım etme) da
evrensel değer ilkelerinden biridir. Dayanışma, yaşamın bütünlüğünden
kaynaklanır. Hiçbir öğe kendi başına yalıtılmış bir varoluş gösteremez. Yaşamın
her öğesi anlamını diğer öğelerle kurmuş olduğu ilişkiden alır. Bu ilişkileri
umursamamak, görmemezlikten gelmek yaşamı tıkar. Birey kendisini ailesinden,
çalışmış olduğu işyerinden, ulusundan ayrı ve bağımsız olarak değerlendirip
böyle bir anlayış içinde yaşamını sürdürdüğünde, onun yaşamında bir çok
yüzeysellikler, anlamsızlıklar ve aksaklıklar olacaktır. Böyle bir kişi sürekli
suyun akıntısına ters yüzmeye çalışan birinin yaşadığı zorlukları
yaşayacaktır.

