17 Eylül 2012 Pazartesi

PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)'İN BEDEN DİLİ


PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V)'İN BEDEN DİLİ

Mustafa Karataş “Hz. Peygamberin Beden Dili” kitabıyla çoğumuzun bilmediği bir Hz. Muhammed (SAV) portresi çıkarıyor ortaya.
Yiyip içmesinden, boyu posuna, oturuşundan, uykusuna kadar, Hz. Muhammed (SAV)’ın yaşantısıyla ilgili birçok ilginç detaya yer veriyor.
Konuşması, yürüyüşü nasıldı, en sevdiği giysi hangisiydi?
Hangi şaka O’nu güldürdü?
Neyi anlatırken gözyaşlarına boğuldu?
Dişleri nasıldı? Koku sürmeyi sever miydi?
İşte Mustafa Karataş’ın kaleminden Hz Muhammed (SAV)’in hiç bilinmeyen yönleri…

Başı;

Hz. Peygamberin başı aşırı olmamak kaydıyla iriydi. Boynu gümüşten bir ibrik gibiydi.

Burnu;

Burnu ince, uzun ve zarifti; üstünde bir nur (parlaklık) görünürdü, onu görenler kartal burunlu zannederlerdi.

Boyu;

Hz. Peygamber orta boylu olup çok uzun değil, kısa boylu da değildi. Dengeli bir boyu vardı.

Saç ve Sakalı;

Sakalları gürdü. Saçları koyu siyahtı. Vefat ettiğinde 63 yaşındaydı ve sakalındaki beyaz kılların sayısı yirmiyi geçmezdi. Ne aşırı kıvırcıktı, ne düz saçlıydı; hafif kıvrımlı saçları vardı. Saçlarının önünün kendinden ayrılması hariç onları ayırmazdı. Onun saçları kulakları ile omuzu arasındaydı.

Gözleri;

Hazreti Muhammed (Sav)’nin gözleri iri güzel ve siyahtı. Gözlerinin beyazı hafif kırmızı idi.
Hazreti Muhammed (Sav)’in gözleri sürmeli gibi görünürdü, halbuki her zaman sürmeli değildi. Gözleri hep gülümserdi. Gülme şekli genellikle tebessümdü.

Kaşları ve Kirpikleri;

Hz. Muhammed (Sav)’nin kaşları uzun ve hilal gibiydi. Birbirine yakındı. İki kaşının arasında bir damar vardı. Peygamber sinirlendiğinde bu damar belirginleşirdi.

Alnı;

Hz .Muhammed (SAV)’ın alnı genişçeydi ve alnında güneş aydınlığı vardı. Secde ve iman nuru adeta alnında parlıyordu. Alnı çok düzdü ve hiçbir kıl yoktu.

Yüzü;

Yüzünün rengi kırmızıya çalardı. Yüzü ne fazla etli ne de zayıftı. Yüzü hafif yuvarlaktı. Yüzü asık değildi. Aydınlık bir yüzü vardı. Yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı.

Ağzı ve Dişleri;

Ağzı büyükçeydi, dişleri büyüktü. Hz Muhammed (SAV)’ın dişleri seyrekti. Konuştuğu zaman ön dişlerinin arasından sanki bir ışık çıktığı görülürdü.

Yürüyüşü;

Hz. Peygamber yürürken âciz ve tembeller gibi yürümez gayet emin adımlarla yürürdü. Ardından gelen hiç kimse ona kolay kolay yetişemezdi. Hafif öne eğik gibi yürür, arkasından seslenildiğinde boynunu çevirmez tüm vücuduyla dönerdi. Yürürken ayaklarını kaldırır yere sürümezdi.

Oturuşu;

Hz. Peygamber’in alışkın olduğu oturuş tarzı daha çok dizlerinin üzerinde oturma şeklidir.
Şüphesiz Hz Peygamber’in bunun dışında da oturuş şekilleri vardır. Bunlardan biri de bağdaş kurarak oturmasıdır.

Hz. Peygamber bir meclise girdiğinde özel bir şekilde bir yere oturmaz , insanların arasına girer onlar gibi otururdu.

Uykusu;

Hz. Muhammed (SAV) yatsı namazından önce uyumayı, yatsıdan sonra ise konuşmayı tasvip etmez, erken yatılmasını tavsiye ederdi.
Yatmadan önce dua okur bütün vücudunu mesheder, önce sağ tarafına yatar sonra da genellikle sırt üstü yatardı.

Elbiseleri;

Hz. Peygamber çeşitli renk ve desenlerde elbiseler giymiştir. Ancak daha çok beyaz renkli elbiseleri tercih ettiği bilinmektedir.
O, toplumda diğer insanların giydiği kıyafetleri giymiş, elbisesinin temiz ve sağlam olmasına dikkat etmiştir. Yün, keten ve pamuklu giysiler giymiş fakat ipek kumaştan yapılmış elbiseleri kullanmamıştır.

Hz. Peygamberin en sevdiği elbise çeşidi, kolları ve yakası olan ön tarafı kapalı ‘kamis’ denilen gömlek türüdür.

Ayakkabıları;

Hz. Muhammed (SAV) bazen ayaklarına mest, çorap, nalin denilen ayakkabı ve pabuç giymiştir. Ayakkabı kullanmadığı zamanlar da olmuştur. Öte yandan çirkin olacağı için tek ayağa ayakkabı giyilmesini hoş karşılamamıştır.

Yüzük takması;

Peygamber birçok kimselere mektup yazmak istedi. Sahabeler tarafından kendisine: “Onlar üzeri mühürlü olmadıkça hiçbir mektubu kabul etmezler denildi.Bunun üzerine Peygamber, nakşı “Muhammedün Rasulullah “ olan gümüş bir yüzük edindi.

Vücut Bakımı;

Hz. Peygamber belirli aralıklarla tırnakları keser, etek tıraşı olur, bıyıklarını keserdi. Bıyıklarını kısaltır, sakalının bir tutamdan fazlasını keserdi.
Temiz giyinir, temiz giysilerin giyilmesini tavsiye eder, sol eliyle yemez içmezdi.

O, “Elindeki yemek bulaşığını yıkamadan yatan kimse şayet gece başına bir musibet isabet ederse, bu durumda kabahati başkasında değil kendinde arasın”

Saç ve Sakal Bakımı;

Hz Peygamber vücut temizliğine ve bakımına son derece önem verirdi. Saçına, kaşlarına ve sakalına güzel kokular sürmeyi ihmal etmeyen Hz. Peygamber, saçlarını ve sakalını hiçbir zaman dağınık bırakmamış, îtikafa girdiği zamanlar bile mescitten başını uzatarak eşine yıkatacak ve taratacak derecede saçlarının bakımına dikkat etmiştir.

Diş Bakımı;

Yemeklerden sonra hemen ellerini ve ağzını yıkayan, dişlerini misvaklayan Hz. Peygamber, diğer insanlara da sürekli diş temizliğini tavsiye ederdi.
Hz. Muhammed (SAV) yiyip içtiklerine dikkat eder kokusu hoş olmayan yiyecek ve içeceklerden uzak dururdu.

Abdest ve banyosu;

Hz. Muhammed (SAV) temizliğe ve sağlığa son derece önem verirdi. O sık sık banyo yapar, bunu da ısrarla tavsiye ederdi. “Hiç olmazsa Cuma günleri olsun yıkanarak gelseniz” der, Cuma yıkanmayı emrederdi.

Koku sürünmesi;

Hz. Peygamber, güzel koku sürünmeyi asla ihmal etmezdi. “Bana dünyada üç şey sevdirildi; gözümün nuru namaz, kadın ve güzel koku” der, güzel kokuyu geri çevirmezdi.

Sürme Çekmesi;

Hz. Muhammed (SAV) saçını ve sakalını kontrol etmek için ayna kullanmış, gözlerine sürme çekmiştir. Kendisine ait bir sürme kabı vardı, her akşam üç defa sağ gözüne, üç defa sol gözüne sürme çekerdi. Sürme olarak uyumadan önce gözlere ‘ismid’ çekilmesini tavsiye eder bununla gözün güçleneceğini saçın daha gür geleceğini söylerdi.
Gerek kullanma zamanı gerek sürmenin faydalarına dair bilgilerden, Hz. Peygamber’in sürmeyi süslenmek için değil, göz sağlığı için kullandığı anlaşılmaktadır.

Cilt bakımı;

Hz. Muhammed (SAV) zaman zaman saçlarını ve bütün vücudunu yıkar, saçlarını kına ile boyar ve zeytinyağı ile yağlardı.
Hz. Muhammed (SAV)’ın kendine ait belli başlı temizlik malzemeleri vardı. Bunlar; ayna, tarak, makas, misvak, sürmedanlık, koku şişesi denilebilecek bir kutu ve bir de tülbentten ibaret idi.

Sesi ve Konuşması;

Hz. Muhammed (SAV) konuşacağı kelimeleri seçer insanlara en güzel ve en hoş lafızlarla hitap ederdi. Onlara eza verecek ağır sözler söylemekten kaçınırdı. Kaba, yaralayıcı üsluptan uzak dururdu.
Hak etmeyen değersiz kişilere övücü sözler söylemez yine hak etmeyen değerli kimselere de çirkin sözler sarf etmezdi.

Hz. Muhammed (SAV) sözü bazen daha iyi anlaşılsın diye üç defa tekrarladığı olurdu.

O sertlikle tatlılığı ve güzelce anlatma ile söz sayısının azlığını bir arada toplamıştı.

Jest ve mimikleri, Elleri;

Hz. Peygamber, konuşma ve iletişim esnasında ellerini mükemmel kullanmıştır.
O’nun iletişim ve etkileşim amacıyla ellerini ve parmaklarını sıklıkla kullandığına dair kaynaklarda pek çok rivayet bulunmaktadır. Vücut diliyle sözlerine bir zenginlik ve güç katmıştır.

Elleriyle tutması;

Hz. Peygamber kimi zaman muhatabının ellerini tutmuş, kimi zaman kendi sakalını tutmuş, kimi zaman da elini birinin yüzüne koyarak kafasını başka yöne çevirmiştir.

Yüz ifadesi;

Kur’an’da iyi ve kötü insanların yüzlerinden tanınacağı, mutlu yüzlerin neşeden parlayacağı, mutsuz yüzlerinse acıdan kararacağı, iyi ve yararlı işler yapanların yüzlerini ne bir kararma ne de bir aşağılamanın gölgeleyeceği, kötülük yapanların yüzlerininse sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüş gibi olacağı belirtilmiştir.
Hz. Muhammed (SAV) örtüsünün altındaki bekar kızlardan daha hayâlı olduğu için bir şeyden hoşlanmadığı zaman onun yüzünden anlaşılacağı rivayet edilir.

Gülümsemesi;

Hz. Muhammed (SAV) genellikle güleç yüzlü idi; O en sıkıntı zamanlarda dahi üzüntüsünü belli etmemeye çalışır, etrafına karamsar bir tablo çizmekten onları üzmekten kaçınırdı. Özellikle sevdiği kimseleri gördüğünde tebessümü bir kat daha artırırdı.
Hadis kaynaklarında Hz Muhammed (SAV)’ın gülümsemesiyle ilgili olarak pek çok örnek bulunmaktadır.
Bir gün Hz. Muhammed (SAV) sohbet esnasında şunları anlatır: “Cennete girmiş insanlardan biri ziraat yapmak için Allah’tan izin ister. Kendisine izin verilir. Sonra toprağa tohum atar, tohum hemen ürün verir. O kişi, büyük bir hayret içersinde ürünü devşirmeye başlar. Allah Teâlâ o kuluna, ‘Ey âdemoğlu, al işte isteğin oldu. Seni hiçbir şey doyurmaz!’ buyurur.
Hz. Muhammed sav’ın bu anlattıklarını dinleyen cemaat arasında bulunan bir Bedevî, fırsatı kaçırmaz ve hemen oracıkta, “Allah’a yemin ederim ki, cennete ekin ekmek isteyen o kişi ya Kureyşli ya da Ensardandır. Çünkü onlar ziraatçıdırlar. Biz Bedeviler o işten anlamayız”demiştir, Hz Muhammed (SAV) bu yerinde yapılan espriden ötürü memnuniyet duymuş ve bu sözleri gülerek karşılamıştır…
Adamın biri Ramazanda orucunu bozdu. Hz Muhammed (SAV) ona bir köle azad etmesini, ya da iki ay peş peşe oruç tutmasını, ya da on fakiri doyurmasını emretti. Adam buna gücünün yetmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine Hz Muhammed (SAV) bir tas hurma getirdi ve “Bunu al sadaka olarak dağıt buyurdu. Adam benden fakiri yok ki, dedi.
Bu sözler üzerine Hz Muhammed (SAV) o kadar güldü ki, azı dişleri göründü. Sonra “onu ye” buyurdu.
Çokça gülmenin kalbe zararlı olduğunu bildiren bir Peygamber’in kahkaha ile güldüğünü söylemek zordur, onun gülüşü genelde tebessüm şeklinde idi.

Ağlaması;

Rivayetler arasında Hz Muhammed (SAV)’ın üzüntü belirtir anlamda ağladığına dair pek çok olaya rastlanmaktadır.
O hastalığı sırasında ziyaretine gittikleri Sad b. Udabe’nin durumunu gördüğünde ağlamış, yine bir sahabenin, cahiliye döneminde kız çocuğunu diri diri toprağa gömmesine ilişkin hatırasını dinlediğinde gözyaşlarına engel olamamıştır.
Hz Muhammed (SAV) bir baba olarak oğlu İbrahim’in ölümünün ardından üzüntünü gözyaşlarıyla birlikte şöyle ifade etmiştir. “Göz ağlar, kalp hüzünlenir. Biz rabbimizin razı olacağı sözden başkasıyla hüznümüzü ifade etmeyiz. Ey İbrahim! Biz seni kaybetmekten son derece mahzun ve mükedderiz. “
Hz Muhammed (SAV) Mûte harbi yapılırken mescitte olup bitenleri görüyormuşçasına anlatmaya başladı. “Sancağı Zeyd b. Harise aldı, ancak o şehit düştü, sonra Cafer b. Ebî Talib aldı. O da şehit düştü sonra da Abdullah b. Revaha aldı. O da şehit düştü derken iki gözü dolmuş ağlıyordu.
Sonra da Halid b. Velid kumandayı aldı ve fetih müyesser oldu” buyurdu.

Mustafa Karataş “Hz. Peygamberin Beden Dili” kitabında Hz. Muhammed (SAV)’ın yaşama hakkında bizi bilgilendiriyor ve bunların tamamını kaynaklara dayandırıyor. Kitap ‘Nun’ yayınları etiketiyle yayınlanıyor.http://ensevgiligul.blogspot.com/,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder